Genel

OSMANİYE’NİN GURURU  TÜRKİYE BİRİNCİSİ YASEMİN MACIK’I  CANDAN KUTLUYORUZ

Osmaniye Şehit Hayrettin Mennan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi 11. sınıf öğrencisi Yasemin Macık Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY’a ithafen yazdığı duygu dolu mektubuyla Türkiye 1. si olmuştur.  Başarılı öğrencimize ödülü, Ankara Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’nda yapılan törende verildi. Böylesine anlamlı bir yarışmada elde ettiği başarıyla bizleri gururlandıran sevgili öğrencimiz Yasemin MACIK’ı ve Danışman Öğretmeni Necla KASNIK’ı tebrik ederiz

Milli Mücadelemizin en önemli sembollerinden olan İstiklal Marşı’mızın kabulünün 103. yıl dönümünde  “İstiklâl Marşı’mızın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” dolayısıyla Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Türk’ün Özü Akif’in Sözü” temalı “Liseliler Arası Ulusal Mektup Yazma Yarışması”nda Osmaniye Şehit Hayrettin Mennan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi 11. sınıf öğrencisi Yasemin Macık Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY’a ithafen yazdığı duygu dolu mektubuyla Türkiye 1. si oldu.

      Başarılı öğrencimize ödülü, Ankara Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’nda yapılan törende verildi. Böylesine anlamlı bir yarışmada elde ettiği başarıyla bizleri gururlandıran sevgili öğrencimiz Yasemin MACIK’ı ve Danışman Öğretmeni Necla KASNIK’ı tebrik ederiz. 

Şehit Hayrettin Menan Kız AİHL   öğrencisi  Yasemin MACIK  ‘ı TÜRKİE BİRİNCİSİ  yapın mektupu:                

 ÖĞRENCİMİZİN MEKTUBU:

Saygıdeğer İstiklal Şairimiz, Bu kalemi elime almadan önce uzun bir müddet düşündüm. Çünkü dilim, size karşı kelimelerin oluşturduğu bir nehirde âdeta boğulup gidiyor. Bu boğuluşun ardından da uzun bir sükût geliyor.

Bu yüzden bazen anlatılması güç hatta olanaksız olan şeylerde dilin sükûta dalıp gözlerin kelimeleri tercüme etmesi lazım gelir. Siz, kelimelerimin kusuruna bakmadan yalnızca gözlerime bakın. Bakın ki anlayın içimde size karşı olan bu gururu, anlayın bir çocuğun gözlerindeki büyüklüğünüzü. İşte göğsümde yeşillenen sizi ve bu büyüklüğün mimarlarını kalemimle, yüreğimle zihninize dökmek istiyorum.

Ancak bunu yapmaya kalkışırken bile anlatmak istediğim o büyüklüğün içinde kayboluyorum. Gözlerimin önüne gökte dalgalanan ay yıldız geliyor, kırmızılar geliyor, şahadetler geliyor, bir vatan uğruna kör kurşunlara atlayan insanlar geliyor. İşte bu biçare bedenim, bütün benliğinize esir olmuş.

Hem nasıl olmasın ki? Sırtınızdaki ödünç paltonuz, elinizdeki kurşun kaleminizle duvarları kazıyarak yazdığınız satırlardaki o kararlılık, o cesaret, o azim… Bilin ki her şeyimle ama her şeyimle sizin olanın esiriyim.

Siz, satırlarınızı yüzyıl önceki Türkiye’m ile birlikte yoğurmuş gibisiniz. Her kelimesi, her hecesi amansız bir kor gibi içimi dağladıkça dağlıyor. Beni yakamdan tutup gerçeklerin tam orta yerine, yüzyıl öncesine götürüyor.

 Hava bedbaht, karanlık ve ağır… Toplar, tüfekler ve mermiler gök kubbeyi inletiyor. Bu müstesna mavilik yerini siyaha bırakıyor. Diller lal, en acı mazisi serap olmuş insana. Kum, volkan gibi kaynıyor. Ben ise kendimi savaş meydanındaki bir taş, başı dumanlı bir ananın gerdanından akan gözyaşı, son buğdayını biçen çiftçinin orağındaki pas gibi hissediyorum. Ben satırlarınızda şehadetle çarpan yürekler duyuyorum. Çıban çıban olmuş gözlerini, yüzlerini görüyorum o yüreklerin.

Başarılı öğrencimize ödülü, Ankara Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’nda yapılan törende verildi.

CANDAN TEBRİKLER

Biz de basın olarak  böylesine anlamlı bir yarışmada elde ettiği başarıyla  Osmaniye’yi  ailesini ve okulunu  gururlandıran sevgili öğrencimiz Yasemin MACIK’ı ve Danışman Öğretmeni Necla KASNIK’ı  canı gönülden tebrik ediyoruz.

HASAN KILIÇ

O insanların kahramanın ne demek olduğunu bütün cihana kanıtladıkları ana şahitlik ediyorum. Ve kulaklarımda sizin dizeleriniz çınlıyor:

 “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.”

Üstelik bunu; topraktan gelmiş o öpülesi avuçlarında var olan cesaretle, yüreklerindeki vatan sevgisiyle düşmanın üstüne dolu gibi yağarak kanıtlıyorlar. Onlar; ebabil kuşlarının fillerin üstüne attığı kızgın kayalar, Hz. İbrahim’e su taşıyan karıncalar misali, onlar her şehadet gecesi üstümüze yağan gök kubbenin gözyaşları.

Ve şimdi satırlarınızın neticesinde bahara yaklaşmış kar misali erimeye yüz tutmuş olan yüreğim, o zamanları bütün sızılarıyla hissediyor ve yaşımın gözlerime verdiği saf beyaz perdeyi kaldırarak bakıyor hayata.

Yalnızca hayata değil, topraklara, ağaçlara ve Allah Allah nidaları ardından koşarken insanların arkalarından yollara döktüğü ağıtlara da bakıyor. İşte, sizin satırlarınızdan zihnime bunlar akıyor.  Ancak şiir bitip nokta konduğunda satırları arkama bırakıp gözlerimin önüne yalnızca gözlerinizi alıyorum.

Sonra görüyorum ki içlerinde bir güzün ölüm çığlıkları ve bir baharın doğum sancıları birbirine karışıyor. Sonun ve başlangıcın ortak kümesi o gözleriniz. Adalet gibi, haksızlığın önüne dizilen duvar gibi inatçı ve kararlı. Bu kararlılığınız bütün benliğinize sinmiş bundan dolayı da ne yıkılışı kabul ediyorsunuz ne de kaybedişi. Sizin için en kati sonuç zaferdir. İşte gözlerinizin kenarından akan bu inanç sizi alıp gönlümün en üst mertebelerinden birine koyuyor.

Siz ki ışığın karanlığa sarıldığı bir çağda yüreklere doğan güneş gibisiniz. Öyle ki bu milletin umut güneşisiniz. Ne demişti kaleminiz: “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; /Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”

Yüreğimizde çağlayan İstiklal Marşımızı yazmanız üzerinden dile kolay yüz yıldan fazla zaman geçti. Yıl 2024 oldu. Binalar şimdi göğü deliyor. Bilimde, teknolojide yenilikler göz kamaştırıyor. İşte bu çağda satırlarınız; insanların iman dolu göğüslerinden dudaklarına, yeryüzünden arş-ı âlâya doğru yükseliyor.

O gün meclisin kürsüsünden okunan marşımızı bugün kan kırmızısı bayrağımızın altında bu çelikten zırhlı yüreklerimizle okuyoruz. Her bir baş, her bir vücut âdeta siperleniyor gökteki bu al rengi şahikaya. Ağızdan dökülen o sözler mezarların içlerinden işitiliyor, insanın kılcal damarlarından akıyor. Ah, söyleyin şimdi bana bu ne büyüklük, bu ne büyük kudret!

Benim bu yaşımda şahit olduğum tek olay, şehadetlerin göğü kırmızıya boyadığı o geceydi; 15 Temmuz gecesi. Yüreğimizde çelik gibi inancımız, dilimizde marşımızla sokaklarda adım adım yürüdük. Bizi umudun kollarına bırakan, cesaretlendiren, gözüne kestirdiği ilk su birikintisinden abdestini alıp tankların üzerine üzerine yürüten şey de işte bu dizelerdi. Evet, böylesine bir inanca sahip olmak zor bir şey ancak böyle bir inancı oluşturacak gücü vermek çok daha zordu. İşte bu, size şükran dolu olmamın en büyük nedeni.   

Bakın şimdi oturduğunuz o tahtın yüksekliğinden bana. O zaman göreceksiniz bir kelebeğin kanadına tutunmuş olan şu hayatımın size hayran, minnettar ve asla ödeyemeyeceği bir borcu olduğunu. Bana böylesine gurur duyacağım bir vatan bıraktığınız için teşekkür ediyorum. Emin olun ki biz de Türk gençliği olarak yaşadığımız bu günleri hiçbir zaman unutmayacağız. Elbette yıllar geçecek, bugünler dün olacak. Ancak damarlarımızdan akan bu asil kan, vatan aşkıyla çarpan bu kalplerimiz ve kulaklarımızda yankılanan şu dizelerle geleceğe umutla durmadan yürüyeceğiz; “Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet;/Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl!”   

  Sevgi ve Saygılarımla.    

Yasemin MACIK                   

Şehit Hayrettin Menan Kız AİHL