SEPET USTASI,  MESLEĞİNİ 57 YILDIR SEVEREK YAPIYOR

Sepet ustası Tufan Türkmenoğlu, 57 yıldan bu yana mesleğini severek sürdürdüğünü aktararak, “74 yaşındayım. 7 çocuğumun rızkını bu iş sayesinde çıkardım. Kamış bulduğum ve sağlığım el verdiği müddetçe yapmaya da devam edeceğim. Gerçekten zor bir iş, göründüğü gibi değil. Keşke benden sonra da devam ettiren olsa ama sanmıyorum” diyor.

Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yaşayan 74 yaşındaki Tufan Türkmenoğlu, kamıştan sepet örmeyi ilerleyen yaşına rağmen devam ettiriyor.

İlçeye bağlı Kızyusuflu köyünde yaşayan Türkmenoğlu, çocukken komşusundan sepet örmenin inceliklerini öğrendi.

Her geçen gün kendini geliştiren Türkmenoğlu, 57 yıldan bu yana sepet örmeyi meslek olarak sürdürüyor.

İlerlemiş yaşına rağmen orman ve dere kenarlarından kamışları toplayan Türkmenoğlu, bunları işlemlerden geçirerek lif haline getiriyor. Türkmenoğlu, evinin bahçesinde bu liflerden farklı boyutlarda sepet yaparak evinin geçimini sağlıyor.

Tufan Türkmenoğlu, AA muhabirine, 57 yıldan bu yana mesleğini severek sürdürdüğünü aktararak, “74 yaşındayım. 7 çocuğumun rızkını bu iş sayesinde çıkardım. Kamış bulduğum ve sağlığım el verdiği müddetçe yapmaya da devam edeceğim. Gerçekten zor bir iş, göründüğü gibi değil. Keşke benden sonra da devam ettiren olsa ama sanmıyorum.” diye konuştu.

El emeğiyle yaptığı sepetleri pazarlarda sattığını belirten Türkmenoğlu, son zamanlarda ise tanıdıklarının siparişiyle sanatını devam ettirdiğini söyledi.

Sepet örmenin artık unutulmaya başlandığını anlatan Türkmenoğlu, mesleğin inceliklerini öğrenmek isteyen herkese kapısının açık olduğunu dile getirdi.

Türkmenoğlu, eskiden günde 2-3 sepet örerken şimdi sevdiği insanların ricası üzerine sepet örmeye devam ettiğini kaydetti.     

KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN BİR MESLEK: SEPETÇİLİK

Özellikle sepetçi sögüdü diye anılan ve sorgun ağacı olarak da bilinen söğüt ağacının dalları ile fındık ve kestane ağaçlarının dalları ve saz, kamış gibi çeşitli bitki saplarından örülerek, tamamen el işçiliğiyle yapılan kaplara verilen genel isimdir sepet. Dilimize Farsça ‘sapad’ sözcüğünden geçmiş olan sepet, tarihimizde ilk defa, Türk ilim adamı ve şair, Edip Ahmet Yükneki’nin 12. yüzyılda yazmış olduğu “Atabetü’l Hakayık” adlı eserinde ‘sebed’ olarak kullanılmıştır.

Tarımla iç içe geçmiş olan Anadolu coğrafyasının hemen her yerinde rastlarız sepetlere. Bir yöremizde adı “küfe” iken başka bir yöremizde “sele, toka” gibi isimlerle de anılan sepet, aslında tarım kültürünün ayrılmaz bir parçası gibidir. Özellikle yapıldığı yörenin iklim koşulları ve bölge tarımına bağlı olarak malzeme, çeşit ve örülüş biçimi açısından farklılıklar gösteren sepetlere, tarım faaliyetlerinin yapıldığı bölgelerde çokça rastlamak mümkün.
 

Sepet yapımına en elverişli  ağaç “sepetçi söğüdü” diğer adıyla sorgun ağacıdır. Sepetler: insan emeğinin ve taşımasının ön planda olduğu ve dünyanın pek çok yerinde geçmiş zamanlardan günümüze dek yapılagelmiş ve ihtiyaca binaen doğmuş bir uğraşıdır. Tarımda makineleşmenin artmasıyla birlikte günümüzde büyük çapta taşıma işlerinde kullanılan  ve “küfe” denilen sepetlere rağbet azalmış gibi görünse de tamamen doğal ve ürünleri uzun süre sağlıklı koşullarda saklayabilen yapısıyla hâlâ vazgeçilmezler arasında sepet.

http://www.turktarim.gov.tr/

  MENDERES ÖZAT